Bir deprem haberinde çoğu zaman tek bir sayı duyarız: "büyüklüğü 6,4." Ama bazen aynı deprem için farklı yerlerde "çok şiddetliydi" ya da "biz hafif hissettik" denildiğini de işitiriz. Bu karışıklığın nedeni, büyüklük ve şiddet kavramlarının iki ayrı şeyi ölçmesidir.
Büyüklük: depremin kendi gücü
Büyüklük (magnitude), fayda açığa çıkan toplam enerjinin bir ölçüsüdür. Bir depremin tek bir büyüklüğü vardır ve bu, depremi nerede ölçerseniz ölçün aynıdır. Büyüklük, depremin "kaynaktaki" büyüklüğünü anlatır — tıpkı bir ampulün watt değeri gibi.
Şiddet: bir yerdeki etki
Şiddet (intensity) ise sarsıntının belirli bir konumda yarattığı etkiyi tanımlar: insanlar ne hissetti, eşyalar nasıl sarsıldı, yapılarda ne tür hasar oluştu. Şiddet yere göre değişir. Dış merkeze yakın bir mahallede çok yüksek, yüzlerce kilometre ötede ise düşük olabilir. Aynı ampulün ışığının, lambaya yakınken parlak, uzaktayken sönük görünmesi gibi.
Şiddeti ne belirler?
Bir yerdeki şiddet yalnızca depremin büyüklüğüne değil, birkaç etkene birden bağlıdır:
- Uzaklık: Dış merkeze ne kadar yakınsanız, sarsıntı genellikle o kadar güçlü olur.
- Derinlik: Sığ depremler, aynı büyüklükteki derin depremlere göre yüzeyde daha şiddetli hissedilir.
- Zemin: Gevşek, alüvyonlu zeminler sarsıntıyı büyütebilir; sağlam kaya zemin ise daha az.
- Yapı: Aynı sarsıntı, sağlam bir binada hafif hasar verirken dayanıksız bir binada ağır hasara yol açabilir.
Neden ikisini de bilmek gerekir?
Büyüklük, bilim insanlarının depremleri karşılaştırması için nesnel bir ölçüdür. Şiddet ise bir bölgedeki gerçek etkiyi, yani insanların yaşadığını anlatır. Bir deprem küçük büyüklükte olup, kötü zemin ve dayanıksız yapılar yüzünden yerel olarak yüksek şiddet üretebilir. Tersi de mümkündür: büyük ama derin ve uzak bir deprem, yüzeyde beklenenden hafif hissedilebilir.